Kategori: Muhammed Salih Yıldız

  • Medrese İtikadları Dergisinin Kelamî Muhtevası II

    Müellif : Muhammed Salih Yıldız

    Tarih: 10 Muharrem 1445 (16 Temmuz 2024)

    Yayım Yeri: İKAN Blog

    3.  DERGİNİN KELAMÎ MUHTEVASININ DEĞERLENDİRİLMESİ

    3.1 İlmihal Yazıları

    İlmihal denilince akla gelen ilk kategori fıkıhtır. Çünkü Ömer Nasuhi Bilmen’e göre ilmihal “Mukaddes İslam dinine mensup her Müslümanın dini vazifelerini yerine getirmek üzere İslam dini hakkında kâfi derecede bilgi sahibi olmasını gerektiren en birinci vazifedir.”[1] İnsanların günlük hayatta sıkça karşılaştığı ve mutlaka bilmesi gereken meselelerin büyük bir kısmının fıkıh kategorisinin altında olduğu ve inanç meselelerine kapsam ve ihtiyaç anlamında galebe çaldığı söylenmelidir. Bu sebeple İlmihal denilince genelde akla füru fıkha dair meseleler gelir.

    Ahmed Şîrânî dergide ele aldığı İlmihal başlıklı 14 yazılık serisinde ise zannedilenin aksine farklı bir yol izlemiştir. Yazı başlığına ilmihal ismini koymuş fakat yazı serisinde izleyeceği metodunu ve meramını hemen ilk satırlarda belli ederek başlamıştır: “Buradaki sözlerimle Allah’ı bildireceğim.”[2]

    Kişi, yaratıcısını kâmil manada bilemediği takdirde o kişinin amele karşı yaklaşımı sağlıklı olmayacaktır. İman zemini sıkı atılmazsa ameldeki eksiklikler tespit edilemeyecek, sorunlar çözülmeyecektir. Bu ihtiyacı fark eden Ahmed Şîrânî İlmihal başlıklı bir seriye başlamış, bu seride füru fıkha dair meselelere eğilmektense imanın, islamın ne olduğu, iman-amel ilişkisi gibi itikada dair meseleleri mevzubahis etmiştir.

    Ahmed Şîrânî’nin İlmihal yazılarında ortaya koyduğu üslubun yeni olduğunu, dönemin şikayetlerinden biri olan öğrencilerin Arapça menşeli ibareleri okumakta ve anlamakta zorlanmasına da geçici bir çözüm gibi olduğunu, olabildiğince sade bir dil ve ortaya koyduğu basit anlatım ile geniş kitlelere seslendiğini ilave etmek gerekir. Böylelikle aslında İlmihal yazılarında tutturulan o üslubun Yeni İlm-i Kelam döneminin sade ve kitlelere ulaşmayı hedefleyen karakteristiğini yansıttığı da söylenebilir.

    3.2 Mezheb-i Mâddiyyunu Red ve İptal 

    Dergi boyunca tercüme olarak yayınlanan ve toplamda dokuz yazı halinde çıkan bir yazı serisi vardır. Cemâleddin Efgânî’ye ait olan bu yazı serisi Hâfız Hüseyin tarafından Mezheb-i Mâddiyyunu Red ve İptal başlığı ile çevrilmiş ve dergide artarda neşredilmiştir.[3] İctihad dergisinin yazarlarının pozitivizmi yüceltmesi, pozitivizm propagandalarının Türkiye sathında akis bulmasının tabii bir neticesi olarak Medreseliler de bu meseleye ehemmiyet vermişlerdir. Yazıların içerisinde pozitivizmin ve natüralizmin eksiklikleri, insana verdiği zararlar, tarih boyunca geçerli bir açıklama biçimi olmamış olması hususları üzerinden sıkı bir pozitivizm eleştirisi bizleri karşılamaktadır. Daha önce ifade edildiği üzere dergi, ilk sayılarında İstanbul’dan Çin’e tüm ilim erbabını meydana davet ederek, katkı sağlamasını isteyerek yola çıkmıştı. Burada Cemâleddin Efgânî’den yapılan bu tercümenin beynelmilel vizyonu gerçekleştirmede bir adım atmak olarak değerlendirilebileceği belirtilebilir.

    Bununla beraber şu da ifade edilmelidir ki, Cemâleddin Efgânî modernist fikirleriyle kamuoyuna mâl olmuş bir isimdir. Bir medrese dergisi olarak nitelendireceğimiz, Fatih dersiâmlarının ve medrese müderrislerinin içerisinde yazdığı bu dergide Cemâleddin Efgânî’nin yazılarının bir seri halinde tercüme edilmesi açıklanmaya muhtaç bir durumdur. Her ne kadar bu tercümelerin yayınlanma kararı müellif kadrosunun ortak kararı mı yoksa başyazar Ahmed Şîrânî’nin inisayitifi olup olmadığı bilinemese de daha sonraları müellif kadrosunun bu yazıların yayınlanmasına ses çıkarmamış olması medreseliler arasındaki ortak bir kanaate yahut duygu birliğine işaret ettiği söylenebilir. Tasvip edilmese de, ideal görülmese de dönemdeki artan ihtiyaç ve aciliyet psikolojisi, Cemâleddin Efgânî’nin yazılarının bu medreseli dergisinde yayınlanabilmesine olanak sağlamıştır. Bu olguyu en iyi İsmail Kara’nın seyl-i huruşân kavramı ile açıklığa kavuşturabiliriz.[4] Dönemdeki meselelerin sıkışmışlığı ve aciliyeti karşısında problemleri dört başı mamur ele almak yerine ehliyetten ödün vererek pansuman tedavisi ile yaraları geçiştirmek olarak açıklayabileceğimiz bu kavram dönemin psikolojisini ifade etmektedir. Nitekim Medrese İtikadları dergisi bir medreseli dergisi olmasına rağmen dönemin psikolojisinden hâlî kalamamış, yer yer eklektik bir tarz tutturmak mecburiyetinde kalmıştır.

    3.3 Diğer Kelamî Makaleler

    Medrese İtikadları dergisinde yukarıda zikredilen tercüme ve düzenli yayınlanan İlmihal dışında müstakil kelama dair makaleler de vardır. Bunlardan ilki Harb-i İtikâdîde Çevirme Hareketi başlıklı makaledir. İctihad dergisinden Kılıçzâde Hakkı Bey’e cevap olarak yazılan bu makalenin tehditkâr ve hesap sorucu bir tavrı vardır. Makalenin içerisinde Kılıçzâde Hakkı Bey’in ortaya attığı fikirlerin sadece Müslümanlığa değil Hristiyanlığa da bir red olduğu ifade edilmiştir. Buna ilaveten zikredilen düşüncelerin Tanrı’ya harp açmak manasına geldiğini ifade ettikten sonra böyle bir harp açmanın Kılıçzâde Hakkı Bey’e ahirette büyük mesuliyetler getireceği söylenmiştir.

    Yeni İlm-i Kelam dönemi ile ilişkilendirebileceğimiz bir diğer makale ise Hissiyât-ı Diniyye adlı makaledir. Özellikle Batı’da August Comte ile başlayan ilerlemeci tarih anlayışının bir eleştirisi olarak düşünülebilecek bu makalede insanlık ne kadar ilerlerse ilerlesin insanlardaki din hissiyatının bâkî kalacağı ve asla insandan ayrılmayacağı fikri savunulmuştur. Dünya tarihindeki farklı siyasi hareketler ve toplumların hareket ediş biçimleri ise bu fikre delil olarak öne sürülmüştür.

    Kelama müteallık bir diğer makale ise Tathîr-i İՙtikâd adlı makaledir. Bu makalede itikadın amelden önce geldiği, onu inşa ettiği, amelin artmasının yolunun sağlam bir itikad zemininden geçtiği ifade edilmiştir. İmam Gazalî’den örneklikler verilen bu makalede en başta itikad alanındaki pürüzleri gidermenin ilk ve öncelikli adım olacağı müellif tarafından ifade edilmiştir.

    Son olarak Kelam’la ilişkili bir başka makale Îzâhü’l-Mesâil başlıklı makaledir. İtikada dair dergiye gelen sorular üzerinden şekillenen bu makalede okuyucuların sorularına cevap verilmeye çalışılmıştır. Evliyanın vefat ettikten sonra ruhlarının kendilerine geri iade edilip insanlar üzerinde manevi tasarruflarda bulunup bulunmayacağına dair soruya asıl tasarruf sahibinin Allah Teâla olduğu ifade edilip isti’ane ile ilgili bahislerin mevzû hadislere râci olduğu ifade edilmiştir. Bunun dışında zikir esnasında manzume okumak ile ilgili bahse bidat yaftası vurulmuş, böyle bir tasarrufta bulunulmaması gerektiği ifade edilmiştir. Bu makaledeki tasavvuf pratiklerine mesafeli durma ve bidatlerle ilgili peşin hükümlü olma üzerinden makalenin müellifinin dönemin arınmacı Selefî ruhundan etkilendiği kanaatine varılabilir. Nitekim yukarıda gelen soru üç yüz yıl önce sorulsaydı aynı tarzda bir cevap verilmeyeceği, Ehl-i Sünnet itikadına göre evliyanın istianesi caizdir denilip bu hususta bir problem görülmeyeceği pek bir muhtemeldir. Bu cevabın ortaya çıkmasında dönemde hakim bir kanaat haline gelen siyasi başarısızlıkların sebebinin tortulaşmış dinî gelenekler ve hurafeler olma düşüncesinin sonucu olduğu söylenilebilir. Bu noktadan hareketle İslam aleminin farklı yerlerinde doğan doğan arınmacı fikirlerin Medrese İtikadları dergisinin müelliflerine kadar sirayet etmiş olduğu söylenebilir.

    SONUÇ  

                Medrese İtikadları dergisi II.Meşrutiyet sonrası ortaya çıkmış sadece kısa bir süre yayın yapma imkanı bulabilmiş yazar kadrosu medreselilerden oluşan kurumsal bir dergidir. Yayına devam ettiği süre boyunca kamuoyunda önemli derecede etki uyandırmış olan bu dergi dönemin Batıcı kanadını temsil eden İctihad dergisinde dine ve medreselere yapılan hücumlara cevap vermek, medreselilerin fikriyatını ve hissiyatını halka ulaştırmak için çıkartılmaya başlanmıştır. Kapağında bulunan klişe yazıda belirtildiği üzere müteaddid konulara değinen ve çok kapsamlı olan bu derginin içerisinde yer alan kelamla alakalı makaleler dikkat çekicidir. Her ne kadar her yazının içerisinde dağınık yerlerde itikada değinilmiş olsa da müstakil olarak itikada müteallık denilebilecek makale sayısı derginin toplam makale sayısı olan 105 sayıdan sadece 26’dır. Bu makalelerin haricinde klasik Kelam meseleleri ile irtibatta olmayıp Yeni İlm-i Kelam dönemi meseleleriyle alakalı olan 22 yazı mevcuttur. Böylelikle derginin yaklaşık yarısının Kelam konularına ayrıldığı ortaya çıkmıştır. Kelam alanında tercümelerin de yayınlandığı dergide Cemâleddin Efgânî’nin materyalizm eleştirileri artarda 9 yazı olarak neşredilmiştir. Bir medreseli dergisi olmasına ve Cemâleddin Efgânî’nin döneminde ve sonrasında tartışmalara konu olmasına rağmen onun makalelerini dergide neşretmeleri son dönem medreselerinde  mezhep taassubunun çok üst seviyede olmadığı, daha eklektik ve istifade merkezli bir tavır benimsediği sonucuna götürebilir. Bunun dışında on dört yazı ile Kelama dair makalelerin çoğunluğunu oluşturan İlmihal yazılarında tutulan basit ve açık üslubun dönemin ihtiyaçlarından kaynaklı olduğunu ve bu ihtiyaçlara da medreseliler tarafından cevap verilmeye çalışıldığını göstermektedir. Derginin kelamî muhtevasına dair ilginç sayılabilecek bir başka sonuç ise Kelam’a dair sorulan sorulara dergi tarafından verilen cevapların seyl-i huruşân olarak ifade ettiğimiz dönemin ruhunun etkisiyle daha arınmacı bir üsluba sahip olduğu ve bu sebeple selefîliğe yer yer yakın bir ton ifade ettiğidir.

     Medreselilerden Muhammed Salih Yıldız


    *Bu çalışma Doç.Dr Rıdvan Özdinç hocanın Yeni İlm-i Kelam dersi kapsamında hazırlanmıştır.

    İkaz: Bu yazının her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazının bütün olarak bu sayfadan başka bir yerde neşredilmesi yasaktır. Ancak kaynak gösterilmesi (İKAN Akli İlimler Merkezi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve bu sayfaya doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazının kısa bir bölümü iktibas edilebilir. Bu yazının her türlü neşri, 5846 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.

    KAYNAKÇA

    Adam, Muharrem. Medrese İtikadları Dergisinin Transkripti ve Değerlendirmesi. Bingöl:Bingöl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022.

    Bilmen, Ömer Nasuhi. Büyük İslam İlmihali. İstanbul: Yasin Yayıncılık, 1.Basım, 2021.

    Fevzi, Ömer. “Felsefe-i Sükût”, Medrese İtikadları, 12.Sayı (5 Ramazan 1331/ 26 Temmuz 1329), 98-101.

    Gündüz, Mustafa. “Ahmed Şirani ve Medreseleri Hem Eleştiren Hem de Savunan Dergisi: ‘Medrese İ’tikatları’, (İndeks ve Yazı Özetleri)”. Folklor/Edebiyat = Folklore/Literature XII/46 (2006), 97-130.

    Hüseyin, Hafız. “İslam’ı Yanlış Telakki Etmeyelim”, Medrese İtikadları, 2.Sayı (19 Cemaziyelahir 1331/13 Mayıs 1329), 11-12.

    Medrese. “İctihad-ı Refîkimize İkinci Sözlerim”, Medrese İtikadları, 2.Sayı (19 Cemaziyelahir 1331/13 Mayıs 1329), 14-15.

    ________. “İhtar ve Tevbih”, Medrese İtikadları, 16.Sayı, (10 Şevval 1331/30 Ağustos 1329), 125-126.

    ________.  “Evkaf Nâzırı Hayri Bey Efendi’ye Teşekkürâtımız”, Medrese İtikadları, 8.Sayı, (7 Şaban 1331/28 Haziran 1329), 59-60.

    Medrese İtikadları, 5.Sayı (11 Recep 1331/ 3 Haziran 1329).

    Medrese İtikadları, 6.Sayı (18 Recep 1331/ 10 Haziran 1329).

    Medrese İtikadları, 8.Sayı (7 Şaban 1331/ 28 Haziran 1329).

    Nasuhi, Ömer. “Fariza-i Savm”, Medrese İtikadları, 14.Sayı, (19 Ramazan 1331/9 Ağustos 1329), 109-110.   

    Özdinç, Rıdvan. Son Dönem Osmanlı Düşüncesinde İrade Hürriyeti (1908-1918). İstanbul: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2010.

    Şîrânî, Ahmed. “İctihad-ı Refîkimize İkinci Sözlerim”, Medrese İtikadları, 2.Sayı (19 Cemaziyelahir 1331/13 Mayıs 1329), 14-15.

    ______________,  “İlmihal”, Medrese İtikadları, 12.Sayı (19 Cemaziyelahir 1331/13 Mayıs 1329), 15-16.

    ______________, “Kadın Sesi Hakkında İzahat”, Medrese İtikadları, 7.Sayı, (25 Recep 1331/17 Haziran 1329), 55-56.

    Şefik, Elmalılı Mustafa. “Lütf-i İlahi”, Medrese İtikadları, 10.Sayı (21 Şaban 1331/12 Temmuz 1329), 14-15.

    Tansü, Yunus Emre. “Osmanlı İmparatorluğu’nda Batıcı Düşünce Çerçevesinde Dr. Abdullah Cevdet Ve İctihad Dergisi”. Tarih ve Gelecek Dergisi 4/1 (17 Nisan 2018), 113-142. https://doi.org/10.21551/jhf.414316

    Turan, Özgür. “Osmanlı Basın Hayatının Seyri Ve II.Meşrutiyet Yıllarında Süreli Yayınları”. The Journal of Academic Social Science 131/131 (27 Ağustos 2022), 299-312.

    Zeki, Mehmed.  “Tecâvüzât-ı Âhire Münasebetiyle”, Medrese İtikadları, 4.Sayı (4 Recep 1331/ 27 Mayıs 1329), 14-15.


    [1] Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, (İstanbul: Yasin Yayıncılık, 2021), 5.

    [2] Ahmed Şîrânî, “İlmihal”, Medrese İtikadları, 2.Sayı (19 Cemaziyelahir 1331/13 Mayıs 1329), 15-16.

    [3] Cemaleddin Efgani, 1897 yılında vefat eden Islah düşüncesinin önde gelenlerinden modernist bir ilim adamı.

    [4] Rıdvan Özdinç, Son Dönem Osmanlı Düşüncesinde İrade Hürriyeti (1908-1918) (İstanbul: Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2010), 28-42.

  • Medrese İtikadları Dergisinin Kelamî Muhtevası I

    Müellif : Muhammed Salih Yıldız

    Tarih: 5 Zilhicce 1445 (11 Haziran 2024)

    Yayım Yeri: İKAN Blog

               Hamd, varlığı ve bekâsı zorunlu; yokluğu ve fenâsı imkânsız olanadır. Salât, dünyalıklara karşı müstağni tavrı ile dalâleti ortadan kaldıran Muhammed (a.s) ve âlinedir.

    GİRİŞ

               İslam dünyasının ve bahusus Osmanlı coğrafyasının 18.yüzyıldan itibaren Batı ile artan münasebetleri entelektüel sahada İstanbul merkezli bir dinamizme sebep olmuştur. Bu entelektüel dinamizm, II.Meşrutiyet döneminde önceki yıllara nazaran daha özgürlükçü bir basın politikasının izlenmesiyle beraber ivmelenme fırsatı bulmuştur.[1] Son dönem Osmanlı düşüncesini oluşturan bu hareketlilik kendisini dönemin kitap, dergi ve gazete telifatı üzerinden göstermiştir.

    Özellikle II. Meşrutiyet dönemi ile ivmelenen bu dinamizmin izleri matbuat hayatı üzerinden takip edilebilir. Bu dönemde II.Meşrutiyet’in de etkisiyle yayım hayatına başlamış birçok dergiden bahsedilebilir. Bu dergilerden Sebîlürreşad, Türk Yurdu, İslam Mecmuası, İctihad gibi dergiler entelektüeller için cazibe merkezi olmuş, fikir adamlarını bir arada tutmuştur. Döneme ilişkin kamuoyu tartışmaları bu dergiler ve bu dergilerde yazan alimler, mütefekkirler ve entelektüeller üzerinden seyr etmiştir.

    Dönemin münbit atmosferinde ortaya çıkan dergilerden bazıları uzun ömürlü olurken bazıları kısa sürede kapanmak zorunda kalmışlardır. Bir derginin kısa sürede kapanmak zorunda kalmasının çeşitli sebepleri olabilir. Bazı dergiler maddi yetersizlik sebebi ile yayım hayatlarını sonlandırırken bazı dergiler siyasi baskı sebebiyle bazıları da fikrî anlaşmazlıklardan dolayı kapanmıştır.

    Dönemin hareketli matbuat hayatında arz-ı endam eden bir diğer dergi ise Medrese İtikadları dergisidir. Çıkış sebebi, önemli isimler barındıran müellif kadrosu, bir geleneği temsil etmesi sebebiyle önem arz eden bu medrese dergisi kısa süreli ömrüne rağmen kamuoyundaki tartışmalara aktif olarak katkı sağlamıştır. Dönemin Batıcı entelektüellerinin yer aldığı İctihad dergisinde yazan yazarları doğrudan muhatap alan dergi kısa ömrüne rağmen dönemin entelektüel hayatında dikkate değer bir yankı oluşturmayı başarabilmiştir.

    Bu çalışmamızda Osmanlı toplumunun temel sac ayaklarından biri olan ulema sınıfının  ve medrese geleneğinin ortaya koymuş olduğu ürünlerden biri olan Medrese İtikadları dergisi ele alınacaktır. Transkripsiyonu ve kısa değerlendirmesi daha önce bir yüksek lisans tezinde yapılmış olan bu dergi daha detaylı incelemelere ve tahlillere muhtaçtır. İşte bu çalışmada derginin ortaya çıktığı bağlam daha net tasvir edilmeye çalışılacak, eserin içerisindeki kelamî muhteva daha farklı şekilde analiz edilmeye çalışılacaktır.

    1.     MEDRESE İTİKADLARI DERGİSİ

    1.1 Derginin Biçimsel Yapısı

    Ahmed Şîrânî’nin kuruculuğunda 19 Mayıs 1913 tarihinde ilk sayısını yayınlayan dergi toplam 18 sayı yayın yapmıştır.[2] Tirajı hakkında tam bir malumat yoktur. Dergiye Karesi’den, Isparta’dan, Düzce’den, Mekrî’den gelen teşekkür ve tebriklerden derginin sadece İstanbul’da değil, Anadolu’nun dört bir köşesinde ilgiyle takip edildiği anlaşılmaktadır.[3] Dergi medrese ıslahı için görevlendirilen encümene hakaret içeren yazılar sebebiyle 26 Eylül 1923’te son sayısını yayınlamıştır. 40 ayrı yazarın imzasının bulunduğu dergide toplam 105 yazı yayınlanmıştır.[4] Dergide yazıların büyük çoğunluğu derginin başyazarı olan Ahmed Şirânî’ye aittir. “Medrese” ve “Hoca” imzalı yazıların da kendisine ait olduğu düşünülen Ahmed Şirânî derginin toplam yazılarının yarısına yaklaşacak şekilde 41 yazı yayınlamıştır. Dergide yazan diğer önemli isimlere Ömer Nasuhi Bilmen, Tâhirülmevlevî ve Hafız Hüseyin örnek verilebilir. Bununla beraber Cemaleddin Efgânî’nin yazıları tercüme edilerek bir seri halinde dergide yayınlanmıştır.[5]

    Derginin kapağında yer alan “Mebâhis-i ilmiyye ve mesail-i diniyyeyi hâvi levha-i efkardır.” cümlesi derginin geniş kapsamlı olduğunu okuyucuya ihsas ettiren bir işarettir. Nitekim derginin muhtevası kapaktaki bu cümle ile paralel bir seyirde ilerleyecektir.

    1.2 Derginin Arka Planı  

    Medrese İtikadları bir medrese dergisi olarak nitelendirilebilir. Çünkü derginin yazı kadrosu medrese talebelerinden, medrese hocalarından ve dersiâmlardan müteşekkildir. Derginin yazar kadrosunun galip çoğunluğu taşra değil, İstanbul merkezlidir. Medrese müntesiplerinin çoğunun Medresetü’l-Kudat ve Ayasofya Medreseleri gibi dönemin prestijli medreselerinde okuyor yahut okutuyor olması derginin kamuoyunda bir ağırlığı olmasına katkı sağladığı söylenebilir.

     Dergiyi bir medrese dergisi olarak nitelendirmemizin arkasında dergi yazarlarının yazılarında medreseli olmayı bir iftihar sebebi olarak sık sık zikretmeleri de yatmaktadır. Yazıların sonunda yer alan mahlas kısımlarında sık sık kullanılan “Medreselilerden …” ibaresi bu duruma örnek gösterilebilir.[6] Makalelerin içerisinde özellikle İctihad dergisinin yazarlarına cevap verirken parantez içinde “Malum ya medreseliyiz.” cümlelerinin eklenmiş olması müelliflerin dergiyi ve medreseli olmayı ne kadar içselleştirdiklerinin bir ispatı sayılabilir.[7] Dergi yazarlarının yazdıkları makalelerin içerisinde “Biz medreseliler” diye devam eden bir üsluba sahip olması da bu derginin rahatlıkla bir medrese dergisi olarak nitelendirilebileceğinin başka bir delilidir.[8]

    1.3 Derginin Çıkış Amacı

          Medrese İtikadları dergisinin yayım hayatına başlama sebebi derginin ilk yazısında Sebeb-i Teşebbüs ve Gâye-i Neşr başlıklı bir makalede detaylıca açıklanmıştır. Bu makalede belirtilen sebep ilim erbabının fikirlerini ifade edecek, hissiyatını dökecek bir yayın aracının olmaması ve medreselerin kapanması için kamuoyu yapanların şiddetli hücumlarına cevap verme isteği olarak ifade edilmiştir. Bu şiddetli saldırıların kaynağı dönemin meşhur dergilerinden olan ve Batıcı kanadı temsil eden İctihad dergisi ve yazarlarıdır.[9] Nitekim derginin çıkarılan sayıları boyunca İctihad dergisindeki yazılara ve yazarlara hususi cevaplar verildiği,  İctihad dergisinin şikayet edildiği ve hatta İctihad dergisine dava açıldığı görülecektir.

    “Ez cümle gazetemizin intişarı bu cümledendir. Eğer onların o hücûm-i şütumları, tahkir ve tezyifleri olmasaydı böyle bir gazete neşretmek hatıramıza bile gelemeyecekti.”[10]

    “Gazetemizin intişârına sebeb olduklarından dolayı kendilerine cidden minnetdâr kaldığım İctihâd muharrirlerinin..”[11]

     

    Bunun dışında derginin çıkış sebebinin açıklandığı ilk yazıda İstanbul’dan Çin’e tüm İslam mütefekkirlerinden Müslümanların sorunlarına ve bu sorunların çözüm yollarına dair fikir  belirtilmesinin istenmesi dergi sahibinin sınır çizgilerini aşan beynelmilel bir vizyona sahip olduğunun göstergesidir.  

    1.4 Derginin Muhtevası

                Derginin kapağında yer alan ifade de belirtildiği üzere derginin kapsamı dinî ve ilmî tüm meseleleri içermektedir. Bu sebeple dergide güncel siyasi gelişmelere dair bir yoruma rastlanabilirken aynı zamanda Kelam ilmine dair klasik bir meselenin de hususî olarak ele alındığı görülebilmektedir.[12] Bu çeşitli muhtevanın içerisinde dikkat çeken hususlar vardır. Bunlardan birincisi medreselerin ıslahına ve tecdidine dair birçok tartışmanın ve teklifin bulunmasıdır. Bunun dışında Yeni İlm-i Kelam meselelerinin kapsamına giren Batı menşeli sosyal konular da dergide ele alınmaktadır. Bu sosyal konulara kadın meselesi ve tesettür meselesi hakkında yazılmış yazılar örnek olarak verilebilir.[13] Ayrıca oruç ibadetiyle ilgili, kadın sesinin hükmü ile ilgili füru fıkıh meselelerine hasr edilmiş yazılar da yayınlanmıştır.[14] Bunlarla beraber dergide ilmiye sınıfına ait güncel kitap neşriyatı takip edilmiş, neşriyat hayatına başlayan dergiler, müellifler tebrik edilmiş, dersiâmlardan kitap çıkaran, makale yayınlayan önemli âlimlerin kitaplarına tenbih edilip okunması tavsiye edilmiştir.[15]

                Bütün bunların yanında derginin siyasi boyutunun da zikredilmesi gerekir. Evkaf Nâzırı Hayri Bey Efendi’ye başlıklı yazılar, bakanlık vazifesini yürütenlere verdikleri kararlar üzerinden teşekkürler bu derginin de bir parçası olmuştur. Bu olguya bir başka örnek ise dergide Mahmud Şevket Paşa’nın suikastını gerçekleştirenlere kınama mesajı yayınlanmasıdır.[16]

    2.     DERGİ İÇERİSİNDE KELAM İÇERİKLİ MAKALELER

    Derginin içerisinde çeşitli konuların ele alındığı ifade edilmişti. Ele alınan konuların hangisinin kelamî olup hangisinin olmadığını tefrik etmenin netameli bir iş olduğu ifade edilmelidir. Çünkü müellifin yazıda ele aldığı konu itikada dair olmasa dahî konunun itikadı ilgilendiren tarafları olduğu takdirde konunun itikadi boyutlarına girdiği bir gerçektir. Örnek vermek gerekirse Fatih dersiâmlarından Hafız Hüseyin’in İslam’ı Yanlış Telakki Etmeyelim başlıklı makalesi her ne kadar kamuoyunda İslam’ın toplum hayatındaki yerine dair bir tartışma etrafında kaleme alınmış olsa da makalenin içinde Kelam’a doğrudan müteallik olan “filhakika îmân ve İslâm tasdik-i kalbî ile ikrâr-ı lisaniden ibârettir” gibi cümlelere rastlanabilir.[17]

    Her ne kadar kelamî muhtevası ağır basan makaleleri tespit etmek zor olsa da biz yine bu çalışmamızda kelam içerikli makaleleri tespit etmeye çalıştık. Tespitlerimize göre hususi olarak kelam meselelerini ele alan makale sayısı dergide yayınlanmış olan toplam 105 sayı içerisinden 26’dır. Bunun içerisinde İlmihal başlığı altında itikadi meseleleri kitlelere basit şekilde anlatma üslubu ile yayınlanan 14 yazı, Cemâleddin Efgânî’nin Mezheb-i Maddiyunu Red ve İptal başlığı altında tercüme edilen 9 adet yazısı de vardır. Onun dışında yer alan 3 makale şunlardır: Harb-i İ’tikadide Çevirme Hareketi, Tathîr-i İՙtikâd, Îzâhü’l-Mesâil

    Bunun dışında klasik Kelam konuları ile doğrudan müteallık olmayıp Yeni İlm-i Kelam dönemi meseleleriyle alakalı olan 22 yazı mevcuttur. Bu yazılarda daha çok İslam’ın mân’i-i terakki bir din olmadığı, İslam’ın vazife bilincine ve sa’y-ü amele pek ehemmiyet verdiği geri kalmış olmanın sebebinin dinimiz değil miskinliğimiz olduğu vurgulanmış, Batı’da tedavülde olan tartışmaların da etkisiyle dinin bir hiss-i fıtrî olduğuna dikkat çekilmiştir. Bahsedilen 22 yazının tablo halinde listesi aşağıda verilmiştir. İçeriklerine bakmadan sadece yazı başlıklarından bile bu yazılardaki tartışmaların Yeni İlm-i Kelam dönemi tartışmaları olduğu anlaşılabilir.

    Lozan Mülakatı

    Nisvân-ı İslâmiye’de Tesettür

    İslâmiyet’te Sa’y ve Amel

    İslâmiyet’i Yanlı Telakki Etmeyelim

    Vazifesizlik Yüzünden

    Kusur İslamiyet’te Değil Müslümanlarda ve Hükümet-i Münsifededir

    Ebed Müddetlik Yalnız Ahlak-ı Dini İledir

    Îsa-yı Fikir Feyz-i İlmdir (2)

    Çare-i Felahımız

    Kütüb-i Tedrisiyemiz

    Terbiye-i Ahlâkiye

    Medrese İtikadları

    Telif-i Âsâr

    İbn-i Müreym – İbn-i Mülcem

    Akvâmü’s-Siyer Muharriri Yusuf Suâd Efendi Hazretlerine

    Îsa-yı Fikir Feyz-i İlmdir

    Din

    İctihâd fi’t-Tefrika

    İs’âf-ı Matlub

    Din-i İslam’da Ahlak

    İlzâm-ı Hısım

    Hissiyât-ı Diniyye

     
    Mâba’di var.


    Medreselilerden Muhammed Salih Yıldız


    [1] Özgür TURAN.”Osmanlı Basın Hayatının Seyri Ve II.Meşrutiyet Yıllarında Süreli Yayınları”,The Journal of Academic Social Science (2022), 301.

    [2] Ahmed Şîrânî (v. 1942), medreseden mezun olduktan sonra Medresetü’l-Kudat’a girmeye hak kazanmıştır. Dersiâm olduktan sonra Meşîhat müessesi altında farklı görevler yapan Ahmed Şîrânî’nin keskin eleştirileriden dolayı çalkantılı bir memuriyet hayatı vardır. Meşîhat makamını eleştirdiği Mersiye-i Medâris ismindeki ağır hicviyesinden dolayı tutuklanmıştır. Meşîhat makamında bir süre Ceride-i İlmiye müdürü olup görev yaptıktan sonra istifa etmiştir. İstifası sonrası Medrese İtikadları dergisini yayınlamaya başlamıştır.

    [3] Medrese İtikadları, 6.Sayı (18 Recep 1331/ 10 Haziran 1329), 50-51., Medrese İtikadları, 8.Sayı (7 Şaban 1331/ 28 Haziran 1329).

    [4] Mustafa Gündüz, “Ahmed Şirani ve Medreseleri Hem Eleştiren Hem de Savunan Dergisi: ‘Medrese İ’tikatları’, (İndeks ve Yazı Özetleri)”, Folklor/Edebiyat = Folklore/Literature XII/46 (2006), 97-100.

    [5] Mustafa Gündüz, “Ahmed Şirani ve Medreseleri Hem Eleştiren Hem de Savunan Dergisi: ‘Medrese İ’tikatları’, (İndeks ve Yazı Özetleri)”, Folklor/Edebiyat = Folklore/Literature XII/46 (2006), 101.

    [6] Elmalılı Mustafa Şefik, “Lütf-i İlahi”, Medrese İtikadları, 10.Sayı (21 Şaban 1331/12 Temmuz 1329), 14-15.

    [7] Ahmed Şîrânî, “İctihad-ı Refîkimize İkinci Sözlerim”, Medrese İtikadları, 2.Sayı (19 Cemaziyelahir 1331/13 Mayıs 1329), 14-15.

    [8] Mehmed Zeki, “Tecâvüzât-ı Âhire Münasebetiyle”, Medrese İtikadları, 4.Sayı (4 Recep 1331/ 27 Mayıs 1329), 14-15., Medrese, “İctihad-ı Refîkimize İkinci Sözlerim”, Medrese İtikadları, 2.Sayı  (19 Cemaziyelahir 1331/13 Mayıs 1329), 14-15.

    [9] Yunus Emre Tansü, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Batıcı Düşünce Çerçevesinde Dr. Abdullah Cevdet Ve İctihad Dergisi”, Tarih ve Gelecek Dergisi 4/1 (17 Nisan 2018), 117-118.

    [10] Medrese, “İhtar ve Tevbih”, Medrese İtikadları, 16.Sayı (10 Şevval 1331/30 Ağustos 1329), 125-126.

    [11] Ömer Fevzi, “Felsefe-i Sükût”, Medrese İtikadları, 12.Sayı (5 Ramazan 1331/ 26 Temmuz 1329), 98-101.

    [12] Medrese, “Evkaf Nâzırı Hayri Bey Efendi’ye Teşekkürâtımız”, Medrese İtikadları, 8.Sayı (7 Şaban 1331/28 Haziran 1329), 59-60.

    [13] Ahmed Şîrânî, “Kadın Sesi Hakkında İzahat”, Medrese İtikadları, 7.Sayı (25 Recep 1331/17 Haziran 1329), 55-56.

    [14] Ömer Nasuhi, “Fariza-i Savm”, Medrese İtikadları, 14.Sayı (19 Ramazan 1331/9 Ağustos 1329), 109-110.

    [15] Medrese İtikadları, 8.Sayı (7 Şaban 1331/ 28 Haziran 1329), 67.

    [16] Medrese İtikadları, 5.Sayı (11 Recep 1331/ 3 Haziran 1329), 43.

    [17] Hafız Hüseyin, “İslam’ı Yanlış Telakki Etmeyelim”, Medrese İtikadları, 2.Sayı (19 Cemaziyelahir 1331/13 Mayıs 1329), 11-12.