Tüm Yazılarımız
Ömer Nasuhi Bilmen’in Leyle-i Regâib ŞiiriÖmer Nasuhi’nin matbu ve gayr-i matbu şiirleriyle bir mukaddimeyi havi Kurâza-i Edebiyye “Manzum” isimli eserinde geçen şiirlerden bir tanesi de Leyle-i Regâib şiiridir. Bu şiir Beyânü’l-Hak dergisinin 9 Receb 1330 tarihli sayısından neşredilmiştir.
Talebe-i Ulûm Efendilere – 1Tahsilde bulunanlar için mütemâdiyen çalışmak kâbil olamayacağından öteden beri münasip vakitlerde tatile mecburiyet hissedilmiştir. Aylarca tahsilde bulunan talebe-i ulûm bu tatil esnasında biraz rahat eder, âzâ-ı bedeniyesini, kuvâ-yı zihniyesini dinlendirir. İhtiyaâcât-ı beşeriyesine ait husûsâtı rü’yette bulunur, akraba ve ehibbâsıyla mülâkat ederek vezâif-i içtimâiyesini ifaya muvaffak olur,
Talebe-i Ulûm Efendilere – 2Geçen nüshamızdan mâba’d: Mâlumdur ki ilim, hakikat-i vâhideden ibaret olduğu hâlde cihât-ı muhtelife ve îtibârât-ı mütenevviadan nâşî birtakım aksâm ve şuubâta ayrılmıştır. Ezcümle Hallâk-ı Azîm ile mahlûka nazaran kadîm ve hâdis kısımlarına ayrılır, keyfiyet-i amele taalluk edip etmemek itibariyle nazariye ve ameliye namlarını alır,
Molla Halil SiirdîSalâbet-i diniye ve asabiyet-i kavmiyeleriyle şöhret-şiar kavm-i ekrad efâzıl-ı ulemasından bir zât-ı fezâil-simat olup ulemadan Molla Hüseyin sulbünden Hizan’da mehd-ârâ-yı şuhûd olmuştur.
Dilin Mantığı: Âlûsî’nin Katru’n-nedâ Haşiyesinden Bir Örnekİlimlerin maksut ilimler ve maksuda götürücü alet ilimler şeklindeki taksimi meşhurdur. Kelam, fıkıh, hadis, tefsir gibi ilimler maksut ilimler olarak zikredilirken sarf, nahiv, belagat, mantık, münazara gibi ilimler ise alet ilmi olarak görülmektedir. Bu tasnifte alet ilimleri maksut ilimleri elde ederken kullanılan araçlardır. Bu taksimde hangi ilmin hangi başlık altında yer alacağı ise maksudun ne olduğu veya iki ilmin birbiri arasındaki hiyerarşisi ile alakalı olarak değişiklik gösterebilir.
Mehmed Emin ÜsküdârîMehmed Emin Üsküdârî Ulûm-i Arabiyyenin ekser-i şu‘abında behre-i küllî sahibi efâdıldan bir zât olup pîr-i efham Aziz Mahmud Hüdayi hazretlerinin kerîmezâdeleri Seyyid Abdülhay Efendi’nin mahdûm-i fazâil-i mevsûmudur.
Örfiyye-i Hâssa ve Meşrûta-i HâssaYedinci nüshamızdaki ikinci sualin dokuzuncu nüshada neşrine ibtidâr olunan cevâb-ı icmâliyesinden mâba‘ttir. Örfiyye-i hâssa Fisebillilah tâlib-i ilim olan her kimse fisebilillah tâlib-i ilim oldukça fisebîlillah mücâhede edenlerden dâima efdaldir. Ama o tâlib-i ilim bütün ezmânında mücâhidîn fisebilillahdan ale’d-devâm efdal değildir.