Dergi: Beyânulhak
Tarih: 13 Zilkade 1326
Yedinci nüshamızdaki ikinci sualin dokuzuncu nüshada neşrine ibtidâr olunan cevâb-ı icmâliyesinden mâba‘ttir.
Örfiyye-i hâssa
Fisebillilah tâlib-i ilim olan her kimse fisebilillah tâlib-i ilim oldukça fisebîlillah mücâhede edenlerden dâima efdaldir. Ama o tâlib-i ilim bütün ezmânında mücâhidîn fisebilillahdan ale’d-devâm efdal değildir.
Meşruta-i hâssa
Fisebilillah tâlib-i ilim olan her kimse fisebilillah tâlib-i ilim oldukça fisebîlillah mücâhede edenlerden bizzarûre efdaldir. Ama o tâlib-i ilim bütün ezmân-ı mevcûdiyetinde mücâhid fisebîlillahdan ale’d-devâm efdal değildir.
Aks-i müstevî her ikisinde hîniye-i lâ-dâimedir. Mücâhid fisebîlillahdan efdal olanların bazısı fisebîlillah tâlib-i ilim ettiği zamandaki tâlib-i ilimdir. Yoksa tâlib-i ilim sıfatıyla muttasıf olan kimsenin bütün ezmân-ı mevcûdiyetini itibarıyla dâima değil.
Her ikisinin aks-i nakîzi gerek mütekaddimîn ve gerek müteahhirîn mezheplerinde örfiye-i âmme-i küllîyedir ki lâ-devâm-ı zâtî fi’l-b‘az ile mukayyettir. Fisebîlillah mücâhidinden efdal olmayan kimselerin hiçbiri efdal olmamak sıfatıyla muttasıf oldukları zamanın hepsinde ale’d-devâm fisebîlillah tâlib-i ilim değildir.
Fakat bunların bazısı da bütün ezmân-ı mevcûdiyetlerinde devâm üzere tâlib-i ilim değildirler.
Cihet-i lüzûmunun kıyâs-ı hulfî usulü ile ispâtı:[1]
Eğer kaziyye-i mezkûre fisebîlillah kaydının vasf-ı mevzûsunda mahatt-ı fâide olarak ilavesiyle devâm vasfını itibar ve devâm-ı zâtîyi nefiy sûruyla örfiyye-i hâssaya irca edilmemiş olsa örfiye-i hâssanın nakîzi sâdık olabilirdi. Yani (ya mutlakan tâlib-i ilmin ba‘zısını taleb-i ilim etmediği zamânın ba‘zısında bile mücâhid fisebîlillahdan efdal değildir veya mutlakan taleb-i ilim ile muttasıf olmuş kimselerin ba‘zısının cemî-i evkât-ı vücûdunda ale’d-devâm mücâhid fisebîlillahdan efdaldirler) kaziyesi sâdık olur.
Mülâzemet ilm-i mantıkça bedîhidir.
Butlân-ı tâliye gelince:
Birinci kaziyenin sıdkı asıl kaziyeye ikinci kaziyenin sıdkı ise a’raz-ı nefsâniye ve âmâl-i seytaniye ile taleb-i ilim eden kimselerin zem ve kadhi hakkındaki âsâr-ı şer’iyyeye muhâlif olmakla muhâli müstelzimdir. Muhâli müstelzim olan şey ise muhâldir. Şu halde sıdk-ı tâlî muhaldir.
(Yazar yok)
Hazırlayan–Editör: Abdurrahman Beşikci
[1] Ehl-i sünnet mezhebiyle iktifa olunmuştur.
Bir yanıt yazın