Molla Halil Siirdî

Dergi: Sırât-ı Mustakîm

Tarih: 27 Kanunisani 1326

            Salâbet-i diniye ve asabiyet-i kavmiyeleriyle şöhret-şiar kavm-i ekrad efâzıl-ı ulemasından bir zât-ı fezâil-simat olup ulemadan Molla Hüseyin sulbünden Hizan’da mehd-ârâ-yı şuhûd olmuştur. (بالای سرش زهموشمندی. می تافت ستارۀ بنلدی)[1] beyti mâsadakınca daha evân-ı tufuliyetinde rûnümâ olan eser-i zekâ, mukaddir-i ilm ü irfan bulunan pederinin nazar-ı dikkatini celb eylediğinden çocuğunu alıp adet-i müstahsene-i İslamiyeye tebe‘an izdiyad-ı feyz ve rif‘atine vesile-cû olmak ümniye-i dindaranesiyle, meşayıh-i maarif-nişandan, sâhib-i Marifetname, İbrahim Hakkı’nın huzur-i feyz-nüşuruna götürerek iltimas-ı dua eyledi. Çocukta eser-i deha gören şeyh-i müşarun ileyh de arkasını sıvayarak

رزقك الله علما كثيرا وعملا صالحا وعمرا طويلا[2]

daavâtında bulundu ki filhakika âtîde görüleceği vecihle bu üç cümle-i duâiyenin bilcümle, ahkam ve tecelliyatını bi-tamamihâ mazhar oldu. Badehu müsaade-i sin ile derya-ı tahsile dalarak Hizan’da Molla Abdurrahman’dan ilm-i fıkh ve Divan-ı Hafız, Bitlis’te Molla Ramazan Hazvinî’den biraz Cüziyyat okuyarak Halanze’de Molla Mahmud’da Mesabih-i Şerif ve Miks’de[3] Molla Mahmud Kefnasî’den bazı ulum-i kıraat ve Hizan’a avdetle Molla Abdülhadi el-Arkasî’den ahz-ı ilm ü marifet etti. Badehu, Hoşab’a giderek Molla Hüseyin’den Şerhu’ş-Şemsiyye ve havaşini ve Cezire-i Ömeriyye’ye rıhletle Şeyh Ferah’dan ilm-i kelamı bi’l-itmam, Hoşab’a gelerek Molla Hasan, Molla Abdusselam, Molla İsmail gibi fuzeladan bir müddet telemmüz eyledi. Biraz sonra İmadiye’ye gidip Kürdistanca reis-i zümre-i ulema olan müfti-i belde Molla Mahmud’dan tekmil-i nüsaha muvaffak olup Hizan’a dönerek Meydan namıyla maruf medresede tedrise başladı. Beş sene sonra Siirt’e nakl-i mekanla Medrese-i Fahriye’de bir taraftan neşr-i ilim ve fazilet, bir taraftan telif-i âsâra bezl-i himmet eyleyip otuz sene bu vecihle imrar-ı hayat buyurdu ki elyevm Kürdistan ulemasının kısm-ı azamının selâsil-i icazetleri bu zata müntehidir. Evlat ve ahfadının ekseri de isr-i pedere sâlik fuzeladandırlar.

Her hafta Kur’an-ı Azim’i hatim etmek şartıyla müvazıb-ı Furkan-ı kerim idi. Tarikat-ı aliyye-i Kadiriyye’den müstahlef olup, tarik-i mezkuru eâzım-ı rical-i Kadiriyye’den Seyyid Ahmed er-Reşidî hazretlerinden ahz ve istihlaf etmiştir. İşte bu vecihle Peygamber-pesendâne bir surette güzarende-i evkat iken 1257 tarihinde âzim-i gülşen-saray-ı baka olarak Siirt’in canib-i şarkiyesindeki mekân-ı mürtefide vedia-i hâk-i fena kılındı. Âsâr-ı tahrirâneleri ber-vech-i âtîdir:

  1. Tabsiratu’l-kulub fî kelami Allami’l-guyub (Muhtasar mucez bir tefsir-i nefistir.)
  2. Tefsir-i âhar (Sure-i Kehf’e kadar bir tefsir-i kebir olup ikmale muvaffak olamamıştır.)
  3. Zıyâu kalbi’l-aruf ( Tecvid, resm ve ferş-i huruf hakkında olup manzumdur.)
  4. Şerh alâ Manzumeti’ş-Şâtibî fi’t-tecvid
  5. Mahsulü’l-mevahibu’l-eahadiyye fi’l-hasâis ve’ş-şemaili’l-Ahmediyye
  6. Tesisu Kavaidi’l-Akaid alâ masih min ehli’z-zahiri ve’l-batını mine’l-avaid
  7. Mulahhasu’l-kavati ve’z-zevacir
  8. Kitab fî usuli fıkhi’ş-Şâfiî
  9. Kitab fî usuli’l-hadis
  10.  Zübdetü mâ fî fetâva’l-hadis
  11.  Muhtasaru şerhu’s-sudur fî şerhi’l-mevti ve ahvali’l-kubur
  12.  Minhâcu’s-sunneti’s-seniyye fî âdâb-ı sülûki’s-sufiyye (Manzumdur.)
  13.  Nebzetun mine’l-mevahibi’l-medeniyye fi’ş-şatahât ve’l- vahdeti’z-zatiyye
  14.  Nehcu’l-enâm fi’l-akaid (Manzum, lügat-ı Arabiyye üzeredir.)
  15.  Nehcu’l-Enami’l-Kürdî (Manzumi lügat-ı Kürdiyye üzeredir.)
  16.  Şerh alâ Kasideti’l-Hemziyye
  17.  Risale sağîra fi’l-ma‘fuvât
  18.  Kitabu ezhari’l-gusûn min makūlât-i erbabi’l-fünun
  19.  el-Kamusu’s-Sânî fi’n-nahvi ve’s-sarfi ve’l-meânî
  20.  Risale fî ilmi’l-mantık
  21.  Risale fi’l-mecaz ve’l-istiare
  22.  Riasele fî ilmi âdabi’l-bahs ve’l-münazara
  23.  Risale fi’l-vaz‘
  24.  Manzume fî mevlidi’n-Nebeviyye (sallallahu aleyhi vesellem)
  25.  el-Manzumetu’z-zümrüdiyye nazmu Telhîsu’l-miftâh

Bursa Mebusu Mehmed Tahir

Hazırlayan: Ahmet Mücahit Bal

Editör: Ahmet Çınar

Link


[1] “Başının üstünde zekilikten ötürü parlıyordu yücelik yıldızı.”

[2] “Allah seni çokça ilim, salih amel ve uzun ömürle rızıklandırsın”

[3] Günümüzde Bahçesaray olarak bilinen yer.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir