Müellif : M.Yakup Altuğ
Tarih: 26 Zilhicce 1445 (2 Temmuz 2024)
Yayım Yeri: İKAN Blog
Özellikle teistik evrimciliğin öncülük ettiği bir söylem olarak; Neo-Darwinist evrimin canlıların türleşmesine yönelik yalnızca doğal-bilimsel bir mekanizma önerdiği ve metafiziksel (naturalist-materyalist) bir bagaj taşımadığı anlayışını daha yakından irdelemek için tasarlanmış bir zihinsel deney düzeneği:
(Bu deney, pratik olarak uygulanmış değildir, yalnızca düşünce deneyi düzeyindedir. Düzenekte bahsedilen bilgilerin olgusal karşılığı yoktur, tamamen varsayımsaldır.)

Popülasyondan rastgele seçilen 10 insanda 3 temel entelektüel yetenek araştırıldı:
1- Şempanzelerle evrimsel açıdan nispeten daha ortak olduğu düşünülen bir entelektüel yetenek olarak alet kullanma
2- Şempanzelerle evrimsel açıdan daha az ortak olduğu düşünülen bir entelektüel yetenek olarak müzikal enstruman çalma
3- Tanrı inancı
10 insanın beynine yönelik bu 3 yeteneğin sergilendiği esnada, ve ayrıca normalizasyon amaçlı istirahat düzeyinde, insanların beyinlerine yönelik fonkisyonel MR görüntüleme yapıldı.
Bu 3 entelektüel faaliyet esnasında beyinde aktive olan alanlara dair 10 insanda istatistiksel bir analiz sonucunda bu faaliyetlerin ilişkili olabileceği beyin bölgeleri tespit edildi.
Ardından bu 3 faaliyet esnasında beyinde aktive olan alanlardan alınan doku örnekleri 10 şempanzenin beyinlerindeki aynı veya benzer konumlardan alınan doku örnekleriyle hem moleküler (genetik), hem histolojik hem de morfolojik (anatomik) olarak karşılaştırıldı.
1- Şempanzelerle evrimsel açıdan daha ortak olduğu düşünülen “alet kullanma” yeteneğinin beyinde temsil edildiği alanlardan alınan örneklerin karşılaştırmasında, hem moleküler, hem histolojik, hem de morfolojik açıdan insan ve şempanze beyin dokuları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir benzerlik görüldü.
2- Şempanzelerle evrimsel açıdan daha az ortak olduğu düşünülen “müzikal enstruman çalma” yeteneğinin beyinde temsil edildiği alanlardan alınan örneklerin karşılaştırmasında, hem moleküler, hem histolojik, hem de morfolojik açıdan insan ve şempanze beyin dokuları arasında istatistiksel açıdan anlamlı benzerlikler yeterince görülmedi.
3- Tanrı inancı ile ilişkili olabilecek beyin bölgelerinde yapılan araştırmalarda insan beyni ile şempanze beyni arasındaki benzerlik, “alet kullanma” yeteneğine yakın şekilde istatistiksel olarak anlamlı görüldü.”
Bu deney düzeneğinden çıkarılacak sonuç nedir:
a- Deney, tanrı inancının daha primitif haliyle şempanzelerle ortak atamızdan miras aldığımız nörolojik-davranışsal bir adaptasyon olduğunu kanıtlar/işaret eder.
b- Deney, tanrı inancının evrimsel kökenlerine dair mutlak bir kanıt olarak sunulamaz. Çıplak istatistiksel veriler istenilen yönde yorumlanabilir.
c- Deney, tanrı inancının evrimsel kökenlerine işaret ediyor olabilir, fakat tanrının hariçte gerçekten var olup olmadığı ile ilgili bir veri sunmadığı için tanrının varlığına dair bir fikir vermez.
***
Bilindiği gibi Charles Darwin “İnsanın Türeyişi” kitabında insana has zannedilen nice yetenek ve işlevin aslında daha ilkel canlılarda da çeşitli düzeylerde mevcut olduğunu ve doğal seçilim yoluyla insana miras kaldığını çok sayıda örnek vererek savunmaya çalışır. Bunların arasında akıl, sanat, ahlak vs. sayılabileceği gibi, tanrı inancı da vardır. Kitabında “tanrı inancı” adında bir başlık açarak bunun benzeri sayılabilecek davranışların diğer bazı hayvanlarda da mevcut olduğunu, rüyalardan alınan ilhamlarla önce tinsel ruhlar düşüncesinin oluştuğunu ve bunun zaman içinde çok tanrılı dinlere, çok tanrılı dinlerin ise tek tanrılı dine evrildiğini ve tanrı düşüncesinin bu suretle ortaya çıktığını iddia eder.
Yukarıdaki deneyi, Darwin’in bu iddiasını daha yakından inceleyebilmek amacıyla tasarladım. Bu deneyden çıkarılacak sonuçlarda, aslında kişilerin bilim felsefesine yaklaşımları da şüphesiz yönlendirici olacak. Daha önce farklı konumlarda belirttiğim gibi benim bu konudaki yorum ve görüşlerim, Darwinistik evrimin kendi başına bir teori olup, teorinin kendi içindeki deneysel verilerini irdelemekten kat’ı nazar ederek, taşıdığı metafiziksel bagajlar nedeniyle teizm/tek tanrı inancı ile bağdaşmasının mümkün olmadığı yönünde. Çünkü Darwinistik evrim teorisinde tanrı inancı doğanın ürettiği bir adaptasyondur. Tanrı inancı insana ait değil, insandan daha ilkel canlılarda da benzer şekilde var olan, ve doğa karşısında tanrı inancı bir köpek için neyi ne kadar ifade ediyorsa insan için de aynı şeyi o kadar ifade eden bir varsayımdır.
Teizmde ise tanrı inancının kaynağı, bizzat tanrının peygamberleri veya başka vasıtalar ile insanlara kendini tanıtmasıdır. Teistik evrim, evrimsel sürecin tamamiyle insan denen varlığın oluşması ve ilahi teklife muhatap kılınması amacıyla gerçekleştiğini ve her aşamasında tanrı tarafından bizzat idare edilerek manipüle edildiğini savunur veya savunmak zorundadır. Fakat bildiğimiz üzere Darwinistik evrim kördür, tamamen doğaldır, doğa dışı unsur barındırmaz, herhangi bir amaç taşımaz, herhangi bir tasarım veya akılsal bir kuvvet içermez. İçerirse, Darwinistik evrim olmaktan çıkar, teistik evrim, yani bir çeşit yaratılış senaryosu olur.
Bu durumda yeteri kadar veri elde edildiği takdirde Neo-Darwinistik evrimin tanrı inancının doğal nedenlerle belirmiş/meydana gelmiş bir adaptasyon olduğunun deneysel verilerle de desteklendiğini savunması son derece olası değil midir?
C şıkkında bahsettiğimiz üzere, “insanın sahip olduğu tanrı inancının doğal nedenlerle meydana gelmiş bir adaptasyon olması, tanrının hariçte gerçekten var olup olmaması ile ilgili bir durum değildir, dolayısıyla tanrı yine de var olabilir” şeklinde bir savunu verilebilir. Fakat bu durumda Neo-Darwinistik evrim düşüncesine göre bu savununun kendisi de doğal nedenlerle ortaya çıkmış bir adaptasyon sayılacağından, tanrının hariçte var olup olmadığına dair bilginin epistemik değerine yönelik bir kanaate varılamaz, denebilir.
Bir yanıt yazın